Kategori arşivi: Genel

Sivrisinekler sokmak için sizi mi tercih ediyor?

sivrisinek foto kaynağı: (K6)

Yaz aylarında bazılarımız sivrisinek yaralarından daha çok rahatsız olurken bazılarımız ise keyfine bakmaya devam ediyor. Bazımız sivrisineklerin kendimizi tercih ettikleri iddiasını taşıyoruz. Bunun cinsiyetle veya kan grubuyla ilişkili olduğunu düşünenlerimiz var.

Konuyu kısaca araştırınca bilimin güncel bulgularına göre gerçekten de sivrisinekler, bazı insanları sokmak için daha çekici buluyorlar. Bunda etkili olan etkenler:

Aarhus Üniversitesi’nden Karl-Martin Vagn Jensen’e göre sivrisinekler karbondioksit (CO2) ve sıcaklığa gelerek kurbanlarını bulurlar. Aynı zamanda bazı kokular da onları çeker. (K1, 2012) Aynı araştırmacıya göre sivrisinekler kan hastalıklarını anlamazlar, B vitamininden veya sarımsak kokusundan çekinmezler ama bazı kimyasal kokular onları uzaklaştırır. Bazı ayak kokularının çekici geldiğine dair iddialar da var. (K4, 2013)

Florida Üniversitesi’nden Dr. Jonathan Day’e göre bazı insanların cildinde laktik asit gibi bazı kimyasallar daha çok bulunur ve bu kokular da sivrisinekleri çeker. (K2, 2014) Metabolizması daha yüksek olan insanlar, hamileler, kilolu insanlar daha çok CO2 üretir ve sivrisineklerin hedefi olabilirler. Alkol almak, spor yapmak da metabolizmayı arttırmaktadır. Aynı araştırmacıya göre sivrisinekler koyu tonlu kıyafetleri (kırmızı dahil) açık tonlu kıyafetlere göre daha çok algılayıp tercih ederler. Bir başka etken de çevrenize göre daha çok hareketli oluşunuz.

Kan grubunun da (sivrisinekler açısından tercihen O) bir etken olduğuna dair yazılmış makaleler bulunuyor (K3, 2013) ve böyle bir inanış da var. Ancak bu iddianın biraz daha sınanması gerekli gibi duruyor.

Madem bu kadar okudunuz, sivrisinekler hakkında ilginç birkaç bilgi ile yazıyı sonlandıralım. Sivrisinekler yaklaşık 210 milyon yıldır varlar. Sokmak için ilk tercihleri insanlardan ziyade büyükbaş hayvanlar. Dişilerin ömrü 2 aydan az, erkekler daha bile az yaşıyorlar. Kuşlar, yarasalar, kurbağalar ve balıklar afiyetle sivrisinek yiyorlar. Veee bizi sokmaları açısından erkek sivrisinekler tamamen suçsuz, yalnızca dişi sivrisinekler kan emiyor. (K5, 2017)

(K1) http://sciencenordic.com/bite-me-why-mosquitoes-love-some-and-leave-others

(K2) http://time.com/3311624/why-mosquitoes-bite/

(K3) http://www.nbcmiami.com/news/local/Mosquitoes-Prefer-People-With-Type-O-Blood-Study-Finds-215742751.html

(K4) http://www.cnnturk.com/2013/saglik/07/16/sivrisineklerin.en.cok.sevdigi.kan.grubu/715722.0/index.html

(K5) http://www.cleveland.com/metro/index.ssf/2017/05/mosquitoes_20_things_you_likely_didnt_know_about_the_pesky_insect.html

(K6) http://www.biovecblog.org/blog/top-10-bullshit-about-mosquitoes

 

Balıkla yoğurt birlikte yenirse zehirler mi?

Çoğumuz balık yiyeceğimiz zaman bir an ürpeririz acaba bayat mı diye. Hele yanında yoğurt seçeneği varsa tercih etmeyebiliriz. Peki gerçekten balık ve yoğurt – ayrı ayrı bu kadar yararlı olan iki gıda – birarada zehirli mi?

Değil. Eğer balık bayat ise tek başına histamin zehirlenmesine yol açabilir. Süt bazlı gıdalarda da histamin maddesi varmış, dolayısıyla bayat balık ve süt/yoğurt bazlı gıdalar birarada daha yoğun histamin zehirlenmesine yol açabilir. (Balık bazlı histamin zehirlenmesine “Scombrotxicosis” veya “cheese syndrome” deniyormuş.) Ancak balık taze ise bir sorun yok. Siz siz olun yine de midenizi çok fazla zorlamayın.

http://www.zehirlenme.org/balik-sut-zehirlenmesi.html

BALIK İLE YOĞURT

Aspirin yasaklı mı?

suda tekrar kristalleşmiş aspirin kristalleri https://de.wikipedia.org/wiki/Acetylsalicyls%C3%A4ure
suda tekrar kristalleşmiş aspirin kristalleri
https://de.wikipedia.org/wiki/Acetylsalicyls%C3%A4ure

Yasak mı – Hem evet, hem hayır…

Çoğumuzun hayatında özel bir yeri vardır aspirinin. Bazımız peynir ekmek gibi tüketmişizdir tüketmeye devam ediyoruzdur. Geçtiğimiz yıllarda Hintli birinden aspirinin yasak olduğu iddiasını duyduğumda küçük dilimi yutuyordum. Geçenlerde benzer bir iddiayı tekrar duyunca konuyu kendimce araştırayım dedim.

Aspirinin tarihsel kökeni Türkçe ve İngilizce wikipedia’ya göre antik Mısırlıların söğüt ağacı (willow) veya mersin ağacı kabuk ve yapraklarının özünden ürettikleri ateş düşürücü ve ağrı kesici olarak kullandıkları ilaçlara kadar gidiyor. İ.Ö 400 civarında Hippocrates bu kullanımı anlatmış.

Avrupanın geçirdiği Aydınlanma/Reform döneminin sonlarında 1899’da Bayer firması kendi ticari markası olarak Aspirin’i üretiyor ve o kadar popüler oluyor ki farklı firmaların da ürettiği aspirin benzeri tüm ilaçlara biz kısaca aspirin diyoruz. Aspirinin en popüler dönemi, ağrı, ateş ve soğuk algınlığına karşı kullanılan parasetamol bazlı ilaçların (gripin gibi) veya çeşitli türde ilaçların (misal ibuprofen bazlı) ortaya çıkması ile 1950/1960’larda sonlanmaya başlıyor.

Edward Stone found that the bark of the White Willow (Salix alba) could substitute for Peruvian bark in the treatment of ague. https://en.wikipedia.org/wiki/History_of_aspirin
Edward Stone found that the bark of the White Willow (Salix alba) could substitute for Peruvian bark in the treatment of ague.
https://en.wikipedia.org/wiki/History_of_aspirin

1980’lerde aspirin kullanımı ile çocuklarda gözlenen ve ölümcül olabilen Reye Sendromu arasında bir ilişki gözleniyor. 1986’da ABD’de aspirin kutularına çocukların kullanmamasına yönelik uyarı etiketi konulması şart koşuluyor.

1980’lerin sonlarında ise aspirinin kan sulandırıcı (anti-pıhtılaştırıcı) özelliği sayesinde kalp krizi ve inme gibi durumları önleyici durumu dikkat çekiyor ve bu açıdan tekrar popülerleşiyor.

Almanya’da eczanelerden ve ABD’de marketlerden aspirin almak reçetesiz olarak mümkün:

https://www.quora.com/Why-cant-people-buy-aspirin-in-German-supermarkets

Aşağıdaki habere göre İngiltere’de ise 2002 yılında 12 yaş altı çocuklar için yasaklı olan aspirin 16 yaş altı çocuklar için yasak hale getiriliyor çünkü az da olsa Reye sendromu riski var. Demek ki Hintli tanıdığımın bahsettiği yasak buymuş:

http://www.dailymail.co.uk/health/article-144119/Drug-safety-chief-extends-aspirin-ban-16s.html

Gelelim Türkiye’ye. Alttaki sitedeki çevrim-içi prospektüste çocuklar için hem kullanabilirsin diyor hem de kafa karıştırıcı şekilde hekime yönlendiriyor:

“ÇOCUKLARDA VE GENÇLERDE GRİP VE SU ÇİÇEĞİNE EŞLİK EDEN YÜKSEK ATEŞTE REYE SENDROMU KONUSUNDA HEKİME DANIŞILMADAN KULLANILMAMALIDIR.

Hekim tarafından tavsiye edilmedikçe, hamileler ve süt veren anneler tarafından kullanılmamalıdır.”

“7 yaşından küçük çocuklarda bunlar için uygun olan “Aspirin 100, çocuklar için” preparatını kullanınız.”

“1 yaşından küçük çocuklarda kullanılmamalıdır.
Kullanım şekli :
Lezzetinin iyi oluşu nedeniyle, çocuklar bu Aspirin’i emmek veya bir miktar suda eritmek suretiyle alabilirler. Tablet alındıktan sonra bir miktar su içilmelidir.”

 

Anneme sordum, parasetamol kusturuyordu o yüzden aspirin içirirdim dedi. Sonuç olarak mutlaka doktorunuza danışınız, kendi araştırmanızı da yapınız. İlaç endüstrisi çok da güvenilir bir endüstri değil kendi gizemleriyle…

Kesilen sakal daha gür ve hızlı mı çıkar?

foto kaynağı: http://www.akkude.com/nasil-gur-biyik-cikarabilirim-gur-sakal-icin-neler-yapabilirim.html
foto kaynağı: http://www.akkude.com/nasil-gur-biyik-cikarabilirim-gur-sakal-icin-neler-yapabilirim.html

Hayır. Saç ve sakal tıraş edildiğinde veya kesildiğinde genetik ve hormonal biyolojik özellikleri değişmez. Kılların hızlı büyümesi genetiğe ve hormonlara bağlıdır – hem erkeklerde hem kadınlarda. Çocukların sakalım çıksın diye yüzlerine jilet vurmalarının bir yararı yoktur. Kısalan kılların kökü bir miktar rahatlayabilir ancak önceki uzunluğuna eriştiğinde özellikleri farklılaşmış olmayacaktır.

Tıraş edilen tüylerin daha gür çıkar gibi görünmesinin nedeni ise tıraş edildiğinde kılın ara kesitinin görünmesi, onun da kılın uç kısmına nazaran daha kalın olmasındandır. Kıl kökten alınıp sıfırdan büyüseydi, uç kısmı daha ince olduğundan daha az gür izlenimi verecekti. Benzer uzunluklara geldiklerinde iki durumda da kılın yapısı aynı olacaktı.

Daha detaylı bilgi için yerli kaynak:

http://www.evrimagaci.org/fotograf/56/1256

Ve yabancı kaynak:

http://www.beards.org/beardfaq.php

2014’de çok paylaşılan ancak yanıltan fotoğraflar :)

Radikal internet gazetesi bir galeri ile ‘çok paylaşılan ancak gerçek olmayan fotoğraflar’ seçkisi hazırlamış.

http://www.radikal.com.tr/fotogaleri/hayat/cok_paylasilan_ancak_gercek_olmayan_fotograflar-1264097

Gerçi onlar da şu siteden yararlanmış anlaşılan:

http://factually.gizmodo.com/86-viral-images-from-2014-that-were-totally-fake-1671880787

En ilginç bulduklarımız:

fft22_mf3060877-cin

”Pekin’deki insanlar hava kirliliği yüzünden Güneş’i göremiyor, o yüzden de LED ekranlarla güneşin doğuşu gösteriliyor.” Uydurmasınlar 🙂 Tianenmen Meydanı’nda bir reklam panosu bu. (kaynak: Radikal)

fft22_mf3060878-duvardaKadin

”Sovyetler Birliği’ndeki bir akıl hastanesinde çekildiği, görüntüdeki kadınların zihinsel bozuklukları sebebiyle duvarlara tırmandığı” iddiası. Zekice ama bu fotoğraf 1977 yılında Pina Bausch adlı performans sanatçısının gösterisi için çekilmiş. (kaynak: Radikal)

fft22_mf3060886-selfie

Herhalde özçekim (selfie) veya ‘nefsi-suret’ bu fotomontajdan sonra patlama yapmıştır 🙂 🙂

fft22_mf3060889-bisiklet

Bu fotoğraf gerçekten Washington’daki Vashon Adası’nda çekilmiş. 100 yıl önce savaşa giden bir asker tarafından bırakılmamış fakat 1950’lerde bırakılmış. Bölgenin şerifi Don Puz, bisikletin kendisine ait olduğunu iddia ediyormuş. (kaynak: Radikal) İlginç.

Noel Ağacı mı Yılbaşı Ağacı mı? Peki ya Nardugan?!

Görseli aldığım kaynak: http://bodrumzeushaber.com/haber/457/Ortakent-Nar-Dugan-Kutlamalari-Haftasi-etkinlikleri-./
Görseli aldığım kaynak: http://bodrumzeushaber.com/haber/457/Ortakent-Nar-Dugan-Kutlamalari-Haftasi-etkinlikleri-./

Her yılbaşı sembolik ağaçlar süslüyoruz, çok da güzel görünüyor. Bazımız Yılbaşı Ağacı diyoruz, bazımız ‘Noel Ağacı bu, Hıristiyan geleneği’ deyip kızıyor. Peki nedir bunun gelmişi geçmişi:

Farklı farklı kültürlere ait eski insanlar, 21-22 Aralıkta yaşanan gündönümünü (solstis / solstice) yani gündüzlerin tekrar uzamaya başlamasını kutlarlarmış. Eski Mısırlılar, taptıkları tanrı Ra’nın gündönümünde iyileşmeye başladığına inanırlar ve evlerini yeşil bitkilerle süslerlermiş. Antik Romalılar ise bu dönemi Saturnalia Bayramı olarak ziraat tanrısı Satürn’e adamışlar. Onlar da bu dönem ev ve tapınaklarını hep yeşil olan ağaçların dallarıyla süslerlermiş.

http://www.history.com/topics/christmas/history-of-christmas-trees

Benzer bir adet Orta Asyadaki eski Türklerde Nardugan adıyla kutlanırmış. Gece ile gündüz arasındaki savaşın gündüz lehine dönmeye başladığı 22 Aralık günü çok önemliymiş ve mitolojik olarak tüm insanların türediği ağaç olduğuna inanılan Akçaçam Ağaçları süslenirmiş. Muazzez İlmiye Çığ’a göre bu gelenek batıya göçen veya akın eden kavimler üzerinden Avrupa’ya geçmiş olabilir. (Bu ‘Hayat Ağacı’ hakikaten kilimcilikte bile izini devam ettiren bir simge. Elf kültürlerinde de Hayat Ağacının önemini burada hatırlatalım…)

http://tr.wikipedia.org/wiki/Nardugan

kaynak: http://wowturkey.com/forum/viewtopic.php?t=22691
Hayat Ağacı motifli kilim. kaynak: http://wowturkey.com/forum/viewtopic.php?t=22691

Roma İmparatorluğunun Hıristiyanlığı 4. yüzyılda resmen kabul etmesiyle birlikte, Antik Romalıların Saturnalia Bayramının son günü olan 25 Aralık günü, İsa’nın doğum günü olarak kutlanmaya başlanıyor ve Noel günü oluyor. Ancak Romalılar henüz Noel ağacı süslemiyorlar o tarihte.

Noel zamanı ağaç süsleme pekçok batılı kaynağa göre ilk Almanya ve İskandinavya’da başlıyor. Aşağıdaki kaynağa göre ise 1510 yılında Estonya ve Latvia’da bir tüccar locası olan Blackhead Fraternity (Siyah Kafalar Kardeşliği) Noel gününü meydanda ağaç süsleyerek kutluyor.

http://www.firstchristmastree.com

Gelenek Alman kökenli Hıristiyanlar tarafından zamanla tüm Hıristiyanlığa yayılıyor. 19. yüzyıla kadar Amerika’da bu ağaç süsleme geleneği bazı eyaletlerde yasak. İngiltere’de halk tarafından sevilen kraliçe Victoria döneminde 1846 dolaylarında saray ahalisi Noel Ağacı süslüyor ve bundan sonra İngiltere’de de gelenek yaygınlaşıyor. Eski Roma’dan günümüze uzanan Katolik Vatikan’da ise geleneğin resmi olarak uygulanması 1982’ye kadar bekliyor!

Sovyetler Birliği kuruluşundan sonra Noel Ağacı süslemesini yasaklıyor fakat 1935’ten itibaren, süslemeler (seküler) yılbaşını kutlama amacıyla yapılıyor ve antik gelenek Yılbaşı Ağacı ismiyle devam ediyor.

http://en.wikipedia.org/wiki/Christmas_tree

Türkiye’de de ağaç süsleme geleneği, sembolik bir yılbaşı kutlamasına yönelik Yılbaşı Ağacı süsleme olarak devam ediyor.

Herkese iyi seneler 🙂

Yılbaşı kutlaması dini bir kutlama mı?

Ankara, Panora AVM Yılbaşı Ağacı
Ankara, Panora AVM Yılbaşı Ağacı

Tarihte ilk yeni yıl kutlamalarına Mezopotamyada İ.Ö.2000 civarında rastlanmış: Babiller Mart sonundaki ekinoks dönemini ‘Akitu’ ismiyle kutlarlarmış. Yine Ortadoğu’da eski halklar Mart ekinoks dönemini Nowruz (Nevruz) olarak kutlarlarmış. Bu yıl döngüsü kutlamasının İ.Ö. 6. yüzyıla kadar gittiği söyleniyor. 3000 yıllık tarihi olduğu söylenen Çin yeni yıl kutlaması ise ay takvimine göre olduğu için devamlı kayıyor ve genelde Ocak ile Şubat ayları arası kutlanıyor.

http://www.history.com/news/history-lists/5-ancient-new-years-celebrations

Roma İmparatorluğu İ.Ö. 45’e kadar Julyen (Julian) takvim kullanıyordu ve takvimin ilk günü 1 Ocak (January) idi. O dönemde yeni yılın ilk gününü Janus tanrısına (kapıların ve başlangıçların tanrısı) adamışlardı. Daha sonradan Gregoryen (Gregorian) takvime geçtiler. Hıristiyanlık döneminde ise yeni yılın ilk günü, İsa’nın Sünneti ve isminin veriliş günü (doğumundan 8 gün sonrası) olarak kutlandı. Anglikan ve Lutheryan Kiliseler hala böyle kutluyorlar. Roma Katolik Kilisesi ise günümüzde Meryem’in Töreni -Solemnity of Mary- olarak kutluyor. Ortodoks Kilisesi ise hala Julyen takvim kullanıyor ve bu takvimdeki 1 Ocak günü, Gregoryen takvimde 13 Ocak’a denk geliyor. Onların Noel ve yılın ilk günü kutlaması farklı bir zamana denk geliyor.

Circumcision of Christ, Menologion of Basil II, 979-984. (http://en.wikipedia.org/wiki/Feast_of_the_Circumcision_of_Christ)
Circumcision of Christ, Menologion of Basil II, 979-984. (http://en.wikipedia.org/wiki/Feast_of_the_Circumcision_of_Christ)

İslamiyetin Hicri takviminin ilk günü olan 1 Muharrem günü de takvim ay takvimi olduğu için devamlı kayıyor. Yahudiler ise ‘Rosh Hashanah’ yeni yıl kutlamasını Eylül – Ekim ayları arasına denk getiriyorlar.

Özetle geleneksel olarak din ile ilişkilendirilmiş olsa da zaman içinde dünyanın pekçok ülkesinin Gregoryen takvime geçişi ile birlikte  seküler bir kutlamaya dönüşmüş yılbaşı kutlamaları. Örnek olarak Venedik 1522’de, Rusya 1700’de, İngiltere 1752’de, Türkiye 1926’da, Tayland 1941’de 1 Ocak gününü yılbaşı olarak tanımış.

http://en.wikipedia.org/wiki/New_Year%27s_Day

Facebook duvarında hukuki gibi duran metin yayınlamak

PrivacyIWantedTo
picture courtesy of http://allfacebook.com/privacy-hoax-memes_b105454

2-3 yılda bir Facebook yönetiminin Kullanıcı Sözleşmesinde birşeyler değiştireceğine dair panik haberler yayınlanıyor ve bir kısmımız hemen Facebook duvarına konuyla ilgili gibi duran nerden türediği belirsiz hukuki görünümlü bir metin yayınlıyor. Peki bu metin faydalı ve gerçekten hukuki bir metin mi?

Konuyu daha önceden araştıran şu siteye göre metin trol amaçlı bir metin ve Berner konvansiyonu diye bir şey yok (Bern Konvansiyonu var ama o da sanat ve edebiyat ile ilgili):

http://yalansavar.org/2012/11/26/facebooktan-korunmak/

Konu üzerine benzer sonuçlu bir yabancı yazı da aynı fikirde:

 http://pogue.blogs.nytimes.com/2012/11/26/you-can-stop-spreading-that-facebook-notice-now/?_r=0

Komiklik sitesi zaytung da konu hakkında komik bir yalan-haber yapmış:

http://zaytung.com/haberdetay.asp?newsid=197372

Velhasıl, Facebook’a üye olurken onaylamak durumunda olduğunuz sözleşme Facebook sitesinde yer alıyor. Sonradan Facebook evrensel hukuka aykırı olabilecek şekilde tek taraflı olarak bu sözleşmeyi değiştirirse haksız duruma düşebilir evrensel mahkemeler önünde. Ancak kökeni belirsiz hukuki metinleri kendi duvarımızda paylaşmak da bizi kurtarmıyor.

Bir başka metin ise, ”PORNO SİTELERİNDE DAHİ RESMİNİZİN PAYLAŞILMASI SERBEST KILINDI
ALMANIZ GEREKEN TEDBİRE GELİNCE;
Facebook Cuma (bugün) gününden itibaren tüm özel resimlerimizi reklam kuruluşları ile yayınlama hakkına sahip olacak!
” şeklinde başlıyor:

https://tr-tr.facebook.com/bedirhangokcesayfasi/photos/a.174186989277095.43654.174177279278066/504749572887500/

Bu da gerçeklerden biraz uzak bir iddia. Burada önerilen yöntemleri yaparsanız kendinize ait bilgileri daha az miktarda reklam sitelerine ve başka uygulamalara vermiş oluyorsunuz ancak aslında o uygulamaları onaylayıp hesabınıza kurmak başta zaten sizin denetiminizde olan bir şey. Her halukarda üşenmeyip Facebook’un Hesap Ayarlarındaki gizlilik ve reklam ile ilgili kısımları bir okuyup tercih ettiğiniz ayarları yapmanız faydalı olur.

Yukarıdaki resmin alındığı site:

http://allfacebook.com/privacy-hoax-memes_b105454

Eski Deyişlerin Eski ve Yeni Halleri

Başımıza gelmiştir, bir deyişi, atasözünü kulaktan dolma kullanırız, çevremiz de öyle kullanır, ama sonra öğreniriz ki özgün hali biraz farklıdır. Burdaki ( www.facebook.com/TurkiyeNoktaNet/photos/a.130110753856800.1073741826.129370043930871/267937113407496/?type=1 ) kaynakta aşağıdaki iddialar var. Aslında dil yaşayan bir şey, ve zamanla değişebilir bu deyişler. Zaten aşağıdaki deyişlerin bir kısmı TDK sözlüğe göre yeni haliyle doğru. Ama orijinal eski hallerini bilmek de ilginç:

1. “Güzele bakmak sevaptır” değil, “Güzel bakmak sevaptır”

2. “Azimle sıçan duvarı deler” değil, “Azimli sıçan duvarı deler”

3. “Göz var nizam var” değil, “Göz var izan var” (izan: anlayış, anlama yeteneği. nizam: düzen, kural)

4. “Eşek hoşaftan ne anlar” değil, “Eşek hoş laftan ne anlar”

5. “Aptala malum olurmuş” değil, “Abdala malum olurmuş” (abdal: derviş)

6. “Kısa kes aydın havası olsun” değil, “Kısa kes aydın abası olsun” (aba bir giydidir ve Aydın efesinin abası kısa ve dizleri açıktır.)

7. “Su uyur düşman uyumaz” değil, “Sü uyur düşman uyumaz” (sü: asker)

8. “Saatler olsun” değil, “Sıhhatler olsun” (sıhhat: sağlık)

9. “Su küçüğün söz büyüğün” değil, “Sus küçüğün söz büyüğün”

10. “Elinin körü” değil, “ölünün kûru” (kûr: mezar, gömüt)

11. “Sıfırı tüketmek” değil, “zafiri tüketmek” (zafir: soluk)

12. “Eni konu” değil, “önü sonu”

Bir iki tane de ben ekleyeyim:

“Eski camlar bardak oldu” değil, “Eski çamlar bardak oldu” (Bardak, eski Türkçede odundan yapılan su kabına verilen isim.)

“gördün mü anyayı konyayı” değil, “gördün mü Hanyayı Konyayı” veya bir iddiaya göre daha da eskiye giderek “gördün mü Hanyayı Kandiyeyi” (Hanya ve Kandiye, Girit’in önemli bu iki kenti bir zamanlar Osmanlı Devleti’nin elindeydi.)

Bir de şu var: “Bundan iyisi Şamda kayısı” Bu doğrusuydu. Leman mizah çizerlerinin esprisi ile “Bundan iyisi Şamdak ayısı” ileri sürüldü ama bu bir şakaydı.